Sen muhteşem bir varlıksın

  • 0

Sen muhteşem bir varlıksın

Category : Genel

İnsanın karmaşık yapısı olduğunu söylerler. Her zaman gören gözler bir ikilem içinde seyreder dünyayı: Basitin için de bir karışıklık, bir kaos vardır; her kaos, her karmaşa da aslında bir basit temel yapıya dayanır.

Şu insan : Sonunda insan, ”bir damla sudan halk olmuştur” mecazi anlamda. Ve biraz da toprak… ve biraz da ateş… İşi büyütürseniz; temelimizde oldukça karmaşık şeyler var. O kadar da basit değiliz.

İnsana şöyle bakıyorsun; işte herkeste iki göz, iki kulak, bir burun, bir ağız ve bir takım sarkıtlar, dikitler

Hemen hemen herkeste var. Anadan babadan öyle doğuyoruz. Dışından bakınca herkesin yapısı bir bakıma birbirine benziyor; ama kimse de kimseye tam olarak benzemiyor.

Hayret!
Hele bir anatomist eline bisturiyi alıp kat kat açmaya başlamasın… Alttan alta ne sistemler, ne yapılar çıkıyor. Ondan sonra insanın aklı şaşıyor: Yok solunum sistemi, dolaşım sistemi, sindirim sistemi, sinir sistemi, boşaltım sistemi, kas sistemi, kemik sistemi, hormonal sistemler
İnsanoğlunun içinde organlar var dokular var… ve bütün bunlar iç içe ; büyük bir dayanışma içinde insanı yaşatmak için ellerinden geleni yapıyorlar . Ve o büyük insan bakıyorsun ; akıllıysa, kendisine iyi bakarsa 100 yaşına kadar yaşayabiliyor.

Ama bazen de çok çabuk bozuluyor.

Bütün bu organların tepesinde hepsini bir arada tutan, organize çalıştıran “beyin” adını verdiğimiz bir organımız var. Bir bakıma her sistem, her organ, her doku ondan emir alıyor; onun emrinde çalışıyor. Hiçbir organ bildiği gibi çalışamıyor. Bazı organlar (kalp gibi) başlangıçtan görevlerini öğrenmişlerdir… Öyle yürütüp giderler. Ama bazıları, sıkı talimat beklerler…
Peki bu organların çalışıp insanı insan haline getirmesi için yapmaları gereken üç ana işlev nedir?

Bunlar:

1. Düşünme: Akıl gücümüz , hepimizi birbirinden farklı davranmaya iten muazzam bir bilgi ve deneyim birikimidir ve bütün biriktirdiklerini, daha sonraki yaşantıların yorumlanmasında ve doğru kararlar alınmasında kullanacaktır. Her şeyin başı “Akıl”dır.. Doğru düşünmedir. İnsan aklı başında düşünüp, akıllıca kararlar alabiliyorsa; bu her şeyden önce kendisinin iyiliği içindir. Daha sonra, içinde bulunduğu toplumun iyiliği için… Onun için , küçüklükten itibaren insan aklının doğru dürüst eğitilmesi gerekir. İnsanoğlunun “kültür” denen akıllıca tecrübelerine doğrudan, yada dolaylı olarak şahit olması gerekir.

Akıllı bir adam, akıllıca düşünür, akıllıca kararlar verir. Ve bunlar hayatta onun ayakta kalmasına yardım eder. Aklı bileyen biley taşı ise “bilim”dir. Bilimle yetişmemiş akıl , batıl inançlarla yüklüdür, gerektiği zaman gerekli doğru davranışları yapacak; doğru kararları alacak güce sahip değildir. Öyleyse insanoğlunun eğitiminde en önemli nokta insanın, akıllı bir şekilde, bilime uygun biçimde, bilimle eğitilmesidir. Bu yapılmadığı takdirde , beşer eninde sonunda şaşar. Çünkü , kendisine gerçek bir kılavuz bulamaz. İnsana gerçek kılavuz bilimdir. Onu da ancak gerçek bilim kitaplarında bulabiliriz.

2. Duygular : İnsanın aklı ne kadar onu doğru yönünde sürüklerse; diğer yandan duyguları da eğer iyi eğitildiği takdirde onu sevginin, güzelliğin ve sanatın içine sokar. İyi yetişmiş bir insanın duyguları sanatla inceltilir ve sanatla doğru yola sevkedilir. Bu bir bakıma insanın sezgilerinin eğitilmesidir. Sanat insanları, ince sezgilere, duygulara sahip insanlardır.
İnsanın sahip olduğu beş duyunun eğitilmesi , başka başka araçlara ihtiyaç gösterir . Gözlerin eğitimi başkadır; kulakların ki başka…

Fakat , sonuç bir bakıma aynı yola çıkar. Duyguları eğitilmiş bir insan, aklıyla birlikte daha doğru düşünebilir, daha ince sezebilir ve verdiği kararlar daha isabetli olabilir. Evet onun için insanın eğitiminde mutlaka sanat, edebiyat, şiir, müzik… önemli roller almalıdır. İnsanın bütün duyuları, eğitimden geçmelidir. Bu da tabii, bu alandaki ustalar tarafından, özgür fakat disiplinli bir ortam içinde oluşturulur.

Akıllı adam, duygulu adam, daha tam adamdır. Duyguların eğitilmesi demek, sevginin, saygının edinilmesi ; değer takdir duygularının bilinmesi demektir. Bunun yolu da, bir bakıma beş duyunun eğitiminden geçer.

3.Devinsel Yönümüz: İnsan oğlu oturup kalan bir varlık değildir; düşünüp aldığı kararları mutlaka bir eyleme, bir işe dönüştüren varlıktır. Aslında aldığımız bilgiler, bütün kültürümüz, bütün mesleki bilgimiz , onları işe koşmak için beynimizde mevcuttur.

Eğer bellediklerimizi; kafamızın içindekileri kendimize saklıyorsak, işe koşmuyorsak, konuşmuyorsak; anlatmıyorsak… neye yarar?

Sorarım .. Neye yarar?

Bütün bildiklerimiz kendimizi ve içinde bulunduğumuz toplumu daha iyiye, güzele, mükemmele götürmek içindir. Toplum esasında bizi bunun için eğitir. Koşarız, anlatırız, izah ederiz, açıklarız…

Niye? Doğruyu tebliğ etmeye… Bildiklerimizi bildirmeye. Yaşadığımızı göstermeye. Susan bir varlık neye yarar?

İnsan doğru bildiklerinin savunucusu olduğu kadar insandır; insan kendi vardığı sentezleri bildiği kadarıyla değil, söyleyebildiği kadarıyla insandır. Diğerlerinin bildiklerini aynen tekrarlayanların aslında koyundan farkları yoktur. İnsanın aynası işidir. İnsan hareketli bir varlık olmak zorundadır. Ne kadar canlı olursa, o kadar saygı görür. Onun için insan mutlak spora, beden eğitimine yakın durmalıdır. Organlarımız tembelliği hiç sevmez. Hemen çökerler.
İnsan koyundan farklıdır.

Niye ? Çünkü, kendi kendine doğru düşünür (düşünmelidir) bunu kendine iş edinir. Doğru duyar, hisseder ve gerektiğinde doğruyu savunmak için harekete geçer. İnsan aslında “Doğru”nun savunucusu bir varlıktır. Ama “DOĞRU” nedir? Çoğu zaman onu bilemez. Çoğu kez bildiğini sanır, yanılır…

O doğrulara varmak ne kadar zordur. Çünkü mutlaka doğru bir eğitim düzeni ister… İnsanoğlu, doğrulara varmak için , daha çok karmaşık yollarda oyalanacaktır. Çünkü onun beynini küçüklükten itibaren doğru eğitmek kolay değildir. Onun için doğru ustalara ihtiyaç vardır. Doğru kitaplara ihtiyaç vardır. Ama zavallı insanoğlu çoğu kez, nereye gittiğini bile bilmez. Bir “Kösemen”e ihtiyaçları vardır; çoğu kez o kösemen bildikleri de götürür onları uçurumdan atar. Allah insanoğluna akıl versin, doğru yolu bulsun, hatadan kaçınsın. Bize yardım etmeye çalışanlar çoğu kez bizden beter durumdadırlar.
İnsanoğlu kendini geliştirmek istiyorsan önce aklını geliştireceksin; iyi ve doğru eğitim alacaksın; insanları ve dünyayı sevmeyi öğreneceksin, sanatı seveceksin, duygularını terbiye edeceksin ve sonra yerinde oturmayacaksın, hareket edeceksin, koşacaksın, oynayacaksın ve iş göreceksin. Kendine ve insanlara yararlı olacaksın. Oturduğun yerde bunlar olmaz. Hadi ayağa kalk! Sonunda devinmek gerekir, iş gerekir ve eylem gerekir.

Bu böyle…


Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: